Av. İbrahim Tuğ

Bilişim, Aile ve Miras, Ticaret, Ceza ve İş Hukuku alanlarında çözüm odaklı danışmanlık hizmeti vermekteyiz!

Hakkımda İletişim
Ceza Hukuku

Müvekkillerine soruşturma (savcılık) ve kovuşturma (mahkeme) aşamasında avukatlık hizmeti ve danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu zamana kadar çok sayıda soruşturma ve kovuşturma dosyasında müşteki/ katılan vekilliği yapılmış ve şüpheli/sanık müdafiliği üstlenilmiş ve takibi tarafımızca yapılmıştır.

İş Hukuku

Çalışanları ve işverenleri temsil ederek iş hukukuna ilişkin tüm konularda hizmet vermekteyiz. İş hukuku hizmetleri arasında iş akitlerinin hazırlanması, haksız işten çıkarma gibi konularda yetkili mahkemeler nezdinde kişisel hak arayışı davalarının açılıp müdafaası ve yeniden yapılanmalar üzerine danışmanlık hizmeti vermekteyiz.

Aile ve Miras Hukuku

Evliliğin iptali ile ilgili davalar, boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası, nafaka davaları, velayet davası, babalık sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası, evlat edinilme davaları, velayetin tanınması ve tenfizi davaları, miras davaları ve paylaşımı konusunda avukatlık hizmeti vermekteyiz.

Ticaret ve Şirketler

Farklı sektörlerde hizmet veren müvekkillerimize, ticaret ve şirketler hukuku kapsamına giren ihtiyaç duydukları pek çok konuda danışmanlık vermekteyiz. Şirketlerin faaliyetlerini yürütürken ihtiyaç duydukları, ticaret hukukuna ilişkin bilgiler kendilerine hızlı bir şekilde iletilmekte ve takibi tarafımızca yapılmaktadır.

Aklınıza takılan bir soru mu var?

İletişim Bilgilerimizi Kullanarak Bize Ulaşabilirsiniz

İletişim şimdi ara 0312 911 11 05

Sıkca Sorulan Sorular

Genel kurallar içerisinde hukukumuzda bazı istisnalar dışında avukat tutma zorunluluğu yoktur. Özellikle ceza hukuku alanında çocuk, sağır, dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastalarına bulunduğu ilin baro listesinden zorunlu avukat ataması yapılacaktır. Yukarıda saydığımız durumdaki kişiler haricinde ki insanların avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak hukuki konular birer teknik konu olması ve özelliklerine göre bazı davalarda kesin ve sınırlı sürelerde yapılması gereken iş ve işlemlerin yapılmaması halinde hak kayıplarına uğranılması durumu vardır. İnsanların hak kayıplarına uğramamaları açısından aslında zorunlu olmamasına rağmen bir avukatla çalışmak gereklilik arz etmektedir.
Vekaletname, bir avukatın vekaletnameyi çıkartan kişi adına mahkeme, resmi kurumlar vs gibi yerlerde iş ve işlem yapmasını sağlayan belgelerdendir. Vekaletnamenin bir çok çeşidi olmasına rağmen avukatlar için genellikle “avukatlık vekaletnamesi” adı altında bir vekaletname çıkartılmaktadır. Avukatlık vekaletnamesi çıkartılması için vekil tayin edilecek avukatın; T.C. numarası, bağlı bulunduğu baro, ofis adresi bilgilerinin bulunması gerekmektedir. Bahsedilen bu bilgilerin bulunması halinde herhangi bir notere gidilerek avukatlık vekaletnamesi çıkartılabilecektir. Vekaletname çıkartılacak noter açısından, avukatla aynı şehirde bulunması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Öte yandan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ise yine yukarıda saydığımız avukata ait bilgiler ile bulundukları ülkede ki bir Türk konsolosluğuna giderek vekaletnameyi çıkartabilirler.
Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği’nin hazırlayıp Adalet Bakanlığı’na gönderdiği ve bakanlık onayıyla birlikte her yılın 31 Aralık günü Resmi Gazete’de yayınlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi” nde ki sınırlara göre belirlenir. Asgari ücret tarifesi bir avukatın kendisine gelen işte en az ve en çok alacağı ücret paritesini belirler. Avukatta kendisine verilen ücret paritesi içerisinde müvekkille bir nevi pazarlık yaparak kendi ücretini belirleyecektir. Örneğin asgari ücret tarifesi değeri para ile ölçülebilen davalarda bir avukatın dava değerinin %10 ile % 25’i arasında bir yüzdelik orana göre ücretini belirleyebileceğini bildirmiştir. Avukatta kendisine gelen bir dava da müvekkiliyle anlaşarak %10 ile %25 arasında bir orana göre ücretini belirleyecektir.
Ülkemiz yargı sistemi ve iş yoğunluğu düşünülerek aslında bu konuda net bir süre belirtmek mümkün olmayacaktır. Mahkemelerimizin mevcut sayısı, insanlarımızın her türlü meselelerini adliyelere taşıma alışkanlığı maalesef davaların süresini bir hayli uzatmaktadır. Yargılama usulü olarak İş Mahkemeleri ve İcra mahkemeleri davaları süre olarak diğer dava türlerine nispeten daha kısa sürmektedir. İş ve İcra mahkemesi davaları ortalama olarak 6-8 ay sürmekle birlikte diğer mahkemelerdeki davaların süresi konusu, taraf sayısına göre değişmekle birlikte 1-1,5 yıldan önce sonuçlanmamaktadır. Öte yandan yargılama sadece yerel mahkemenin verdiği kararla bitmemekte, istinaf mahkemesi ve Yargıtay aşamaları da bulunmaktadır. Bir davanın yerel mahkemede sonuçlanması, istinaf mahkemesine gitmesi ve nihayetinde Yargıtay incelenmesinden geçirilmesi süreci toplamda en az 2 yıllık bir süreci bulmaktadır.
Mevcut yargı sistemimizde ceza mahkemesinde görülen davalar dışında ki diğer davalar da hem dava açılış sürecinde hem de yargılama devam ederken bir takım masraflar yapılmaktadır. Dava açılırken değeri para ile ölçülebilen bir taleple dava açılıyorsa, o değere göre mahkeme vezneleri bir harç parası almaktadırlar. Ayrıca açılan dava da tanık, bilirkişi incelemesi, keşif gibi delil çeşitlerinden faydalanılmak istenirse bunlar içinde ayrıca masraf yatırılması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi, keşif masrafı, dava açılış harç masrafı gibi tutar kalemlerini Maliye Bakanlığı belirlemekle beraber, bu paraları mahkeme vezneleri tahsil etmektedir. Bir kişi, bir konuda dava açarken yukarıda bahsettiğimiz tutar kalemlerini yatırmak zorundadır. Ancak dava sonunda haklı çıkması yani davayı kazanması halinde yargılama masrafı adı altında yaptığı bütün harcamaları karşı taraftan yani davalı taraftan geri almaktadır.

Soru Sorun

Son Yazılar

Hizmet Tespiti Davalarında Hak Düşürücü Süre

Hizmet Tespiti davalarında hak düşürücü sürenin hangi zaman başlayacağı davaların akıbeti açısından oldukça önemlidir.   YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ E. 2011/12724 K. 2012/1597 T. 7.2.2012 • HİZMET TESPİTİ ( Hizmet Akdine Dayalı Olarak Geçen ve Kuruma…

Gönderen: İbrahim Tuğ - Tarih: 18.09.2019

BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARDAN BİRİNİN TAM KUSURLU OLMASI

Boşanma davalarında eşlerden birinin veya her ikisinin kusurlu olması halinde ancak dava kabul edilecektir. Açılan davada tarafların boşanmasına sebebiyet verecek bir nedenin bulunmaması halinde ise mahkemece ayrılık kararı verilebilir. Ancak eşlerden birinin tam kusurlu…

Gönderen: İbrahim Tuğ - Tarih: 09.02.2019

Sosyal Medya Hesabından Hakaret Suçu

Sosyal medya hesapları üzerinden (facebook, twitter vs) hakaret, tehdit suçunu işleyen kişiler, yargılama sırasında Hakim nezdinde bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşturamaması ve suç işlediği için pişman olmaması hallerinde; CMK'nın sanık lehine tanımış…

Gönderen: İbrahim Tuğ - Tarih: 10.01.2019