Kusurlu Ortağın Limited Şirketin Haklı Nedenle Feshi Davası Açması

  • Yayınlayan: İbrahim Tuğ
  • Tarih: 02.01.2019

Limited şirketlerin haklı nedenle feshi davasında TTK m. 663 ve m. 245/son fıkrası uyarınca kusurlu ortağın dava açma hakkı bulunmamaktadır. Ancak 2012 yılında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun almış olduğu kararda, şirketin devamına yönelik bir menfaat kalmaması durumunda kusuru bulunan şirket ortağının da haklı nedele fesih davası açabileceği kabul edilmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulu         2012/11-560 E.  ,  2012/1103 K.

  • LİMİTED ŞİRKETİN FESİH VE TASFİYESİ İSTEMİ
  • TÜRK TİCARET KANUNU (6762) Madde 549

 

Taraflar arasındaki “limited şirketin infisahı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkeme’since davanın kabulüne dair verilen 11.09.2008 gün ve 2007/96 E., 2008/457 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2010 gün ve 2009/1169 E., 2010/7133 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı K’nın şirket ile ilgili mali görevlerini yerine getirmediğini, SSK’na olan borç nedeni ile şirkete haciz geldiğini, şirketin uzun yıllardır kar etmediğini, devamında yarar bulunmadığını ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesini talep ve dava etmiştir.

Davalı K. vekili, fesih davalarında ortağa husumet yöneltilemeyeceğini, davacının şirket müdürü olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketin zarar ettiğini, kendisine ait imzaları taklit ettiğini, davacının şirketin zarar uğramasına neden olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurlu davranışlarıyla sebebiyet verdiği olumsuzluklara dayanarak dava açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, şirketin sermayesinin zayi olduğu, borca batık bulunduğu, faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı K.vekili temyiz etmiştir.

Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de; davalı, şirketin feshine davacının kendi kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu itiraz olarak ileri sürdüğüne göre, anılan husus araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış,  kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir….)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalılardan K. vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, infisahı istenilen limited şirketin sermayesinin zayi olduğu, borca batık bulunduğu ve şirketin faal durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalılardan K. vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerlebozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalılardan K. vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 6762 sayılı TTK’nun 549/4 maddesi uyarınca açılan limited şirketin infisahı davasında, davanın dayanağı olan muhik sebeplerin oluşmasında davacının kusuru olup olmadığının tespiti için mahkemece başka bir araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 549/4 maddesi uyarınca; ortaklardan birinin talebi üzerine ve muhik sebeplerden dolayı bir limited şirketin feshine mahkemece karar verilebilmektedir. (Aynı düzenleme, 6102 sayılı TTK’nun  636/3 maddesinde de korunmuştur.)

Limited şirketin infisahı davasının dayanağını haklı neden oluşturduğu için, her davada iddiaların haklı sebep teşkil edip etmeyeceğinin somut olayın özelliklerine göre irdelenmesi gereklidir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkân kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar bulunması ve ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebepler, anılan maddede yer alan haklı sebeplere örnek olarak sayılabilir.

Somut olayda, ortaklar arasında anlaşmazlık bulunduğu kesinleşen mahkûmiyet ilamlarıyla sabittir. Ayrıca, dosyaya ibraz olunan bilirkişi raporu ile de şirket sermayesinin tamamen zayi olduğu, yasa ile belirlenen asgari sermaye artırımının süresinde yapılmadığı, şirketin borca batık bulunduğu, şirketin dava tarihi itibariyle dokuz yıla yakın bir süredir faaliyetinin bulunmadığı ve % 75 pay sahibi ortağın ortaklıktan çıkma için evvelce açtığı davanın  reddedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Bu durumda, dava konusu şirketin devamında taraflar açısından korunmaya değer menfaat bulunmayıp şirketin feshinin istenmesi için haklı sebepler oluşmuş olup, bu konuda başkaca araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşıldığından aynı hususa işaret eden direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gereklidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Davalılardan K. Atilla Toker vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,  12.12.2012 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI  OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.04.1998 tarih ve 11-291/293 sayılı kararı uyarınca limited şirketlerin feshi TTK’nun 549 ve onun atfı nedeniyle 187. maddesindeki şartların oluşmasına bağlıdır.

Karar tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nun “muhik sebepler” başlıklı 187. maddesine göre, “Haklı sebep, şirketin kuruluşu mucip olan fiili veya şahsi mülahazaların şirket maksadının husulünü imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olmasıdır; hususiyle,

1-Bir ortağın, şirketin idare işlerinde veya hesapların tanzimi hususunda şirkete ihanet eylemiş olması,

2-Bir ortağın, kendisine düşen esas vazife ve borçları yerine getirmemesi,

3-Bir ortağın şahsi menfaatleri uğrunda şirketin ticaret unvanını veya mallarını suistimal etmiş olması,

4-Bir ortağın, uğradığı daimi bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için lüzumlu olan kabiliyet ve ehliyetini kaybetmesi;

gibi haller haklı sebeplerdendir.

Bu maddenin, 1, 2 ve 3 sayılı bentleri gereğince fesih sebebi meydana getirmiş olan ortağın dava hakkı yoktur”.

Mülga 6762 sayılı TTK’nun 549/4. fıkrası ve 187. maddelerinde düzenlenen limited şirketin feshi ve “muhik sebepler”, yürürlükteki 6102 sayılı TTK’nun 636/3 ve 245. maddelerinde de benzer şekilde düzenlenmiş ve 245. madde son fıkrasında da kusurlu olan ortağın haklı (muhik) nedenlerle limited şirketin feshi davasını açma hakkı bulunmadığı hususu bir “dava şartı” olarak hüküm altına alınmıştır.

Direnme kararına konu Dairemizin 21.06.2010 gün ve 1169/7133 sayılı kararında, “davalı, şirketin feshine davacının kendi kusurlu hareketlerinin sebep olduğunu itiraz olarak ileri sürdüğüne göre, anılan husus araştırılmadan hüküm tesisi doğru olmamış” denilmek suretiyle, yukarıda açıklanan dava şartına ilişkin yasal düzenleme ve kaynağını MK’nun 2. maddesinde bulan hiç kimsenin kendi kusurlu davranışlarından kendi yararına sonuçlar çıkartamayacağı ilkesinin öncelikle araştırılması gereğine işaret edilmiştir. Gerçekten de, dava dosyası içerisinde feshi istenen limited şirketin ortağı ve yetkili müdürü olan davacı aleyhine kesinleşen ceza mahkemesi kararları ve diğer delillerin mevcudiyeti nedeniyle, davalı tarafın itirazı üzerine davacının işbu fesih davası açma hakkı bulunup bulunmadığının öncelikle belirlenmesi zorunludur.

Bu ilke, Yüksek Genel Kurul’un 15.11.2006 gün ve 2006/11-710/715 sayılı kararında da dava şartı olarak açıklanmıştır. Dava şartının yokluğu halinde işin esasının incelenmesi mümkün olamayacağından, somut uyuşmazlıkta feshi istenen şirketin faal durumda olmadığı, borca batıklığı, sermayesinin tamamlanmadığı vb. nedenlerle “muhik sebepler”in gerçekleştiğinden bahisle; mülga 6762 sayılı TTK’nun 187/son, yürürlükteki 6102 sayılı TTK’nun 245/son maddelerindeki açık düzenlemelere ve gerek Dairemizin gerekse de Yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun istikrar kazanmış olan kararlarına aykırı bir şekilde direnme kararının onanmasına ilişkin sayın çoğunluk kararına karşıyız.

 

İbrahim Tuğ

1991 Nevşehir Doğumludur. Lise eğitimini Nevşehir’de tamamlamış, 2014 yılında Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. 2014 yılında İngiltere, Brighton Euro Center’da İngilizce eğitimi almıştır. 2015 yılında Ankara Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine başlamıştır. Halen Kırıkkale Üniversitesi Kamu Hukuku alanında Yüksek Lisans yapmaktadır.